Hoş geldin...

Buraya kadar ulaştığına göre, bunun farkında olsan da olmasan da hayatının dönüm noktasına geldin demektir. Değerli arkadaşım, tesadüfen karşılaşmadığımızın farkında mısın?

Hayatım nereye doğru ilerliyor?

Hayat felsefem ne? 

Kendimi ne kadar tanıyorum?                                                             

Zihin gücüm ne kadar kontrolüm altında?                               

Hayat tarzımı kendim mi belirledim, yoksa çevremin bir kopyası mıyım?

İlşkilerim sağlıklı mı, yoksa ben çevreme bağımlımı mı yaşıyorum?

Ruhsal marifetlerimin ve potansiyellerimin ne kadar farkındayım acaba?

Şu anki sahip olduğum tahsilimi ben mi seçtim, yoksa hasbelkader mi bu meslekteyim?

İnsanlar arası sağlıklı ilişkiler içinde olmak, ne demek?

Kendimi, çevreme içimden geldiği gibi ifade edebiliyor muyum, yoksa dolaylı yolları mı seçiyorum?               

Huzurlu muyum? Kendimle barışık mıyım?                                        

Özgüvenimle aram nasıl?

Bu soruları yıllar önce kendime sorunca, bir de fark ettim ki ''ben bende değilim.'' İyi de ben bende değilsem, yerimdeki kim?! ''Eğitim, terbiye, ahlak'' adı altında bana empoze edilmiş olan, başkasına ait bir sürü iç dünyalara sahiptim! Halen de bu olan biteni tam olarakta anlamış değilim. Bu şartlar altında bana, içimdeki asıl ''Ben''i unutturma eğitimi oldukça başarılı geçmişti. Yaşam sevinci denen olgu neredeyse toza dumana karışmıştı içimde ta derinlerde bir yerde. Etrafımın güldüğüne gülüyor, ağladığına ağlıyordum, işin en acı tarafıysa, bunun farkında bile değildim yıllar evveli.

Fakat bu olan bitene asla razı olmayan bir tarafım daha vardı ruhumun gizli bir bölmesinde, o tarafın adını da epey sonra öğrendim, meğersem o gizemli içsesim sezgilerimmiş! Sezgilerimin ve derin psiklojik eğitimim sayesinde benliğimi/bireyliğimi, ve beni asıl ben yapan potansiyellerimi birer birer keşfettikçe, elimden kayıp gitmiş olan hürriyetime ve özgürlüğüme teker teker geri kavuştum. Sen yeter ki dile ve azim et arzunu gerçekleştirmeye, elbette hayat sana bu çabanın karşılığını bahşeder sevgili okuyucu! Hayat hiçbir yapılan insani aksiyonu karşılıksız bırakmaz.


Çok teşekkür ediyorum sana hayat, bana öyle altın tecrübeler hediye ettin ki!

İçsel daha huzurluyum, kendime ve potansiyellerime güvenim daha bir arttı. Yaşama daha da keskin gözlerle bakıyorum artık. Krizlerle başa çıkabilme yeteneğim ve repertuarım oldukça genişledi, bu ise beraberinde başarıyı da getirdi bana. Kendime olan saygım arttıkça da etrafımın bana karşı olan saygısı da zamanla yerine oturdu. Bana saygılı davranmayanlarla da yollarımı ayırmış oldum böylelikle.

İçsel rahata kavuştukça, ancak o vakit anladım, davranış kalıplarımın bana yıllar yılı vermiş olduğu ağırlığı. Bu benim için de çevrem içinde bir devrim oldu. Anladım ki, meğersem doğa benim davranış örüntülerimi, ben ta ana rahmindeyken - beni koruma amaçlı olarak - bir savunma mekanizması olarak yaratmış. Bu demek oluyor ki, bizler çok küçükken ve savunmasızken, çevremiz tarafından uğramış olduğumuz haksızlıklara, yani ruhumuza iyi gelmeyen davranışlara karşı savunma mekanizmaları geliştiriyoruz ki, ''delirmeyelim'' diye. Evet, evet şaşırma şimdi! Ben de bu konuları psikoloji derslerimde işleyince, ne kadar çok ''doğru bildiğimiz sayısızca yanlış ahlak yapısıyla burun burunaymışız meğersem!?'' demiştim kendi kendime. O vakit anladım ki, birçok insanlar insanları vücudundan ibaret görüyormuş meğer, halbuki Yunus Emre şöyle der: ''Bir ben vardır bende, benden içeri.'' 

İşte sana birkaç savunma mekanizma türleri: depresyon, öfke, saldırganlık, yüzlerce korku türleri, suçluluk duyguları, yalanın her çeşidi (maskeler) ve psikolojik rahatsızlıkların tümü. Ruhumuz ise bu rahatsızlıklara bürünerek bize aslında ne kadar çaresiz kalmış olduğunu böylelikle gösteriyor, lakin tek soru şu: Biz bu mesajların ne kadar farkındayız?

Sevgili arkadaşım, bir gerçek daha var ki, o da biz insanlar müthiş güçlerle ve potansiyellerle donatılarak yaratılmışız. Önemli olan ise, asıl bu mucizeleri cesaret göstererek ortalara dökebilmek. Şu da artık çok aşikar ki, ya doğa denilen mucize ile elele hareket ederiz, ya da doğayı kontrol altına alma ayaklarına yatar kendimizi uyuturuz, ki biz doğayı değil, doğa bizi kontrol etmektedir, gerisi ise illüzyondur.

Yıllar evvel iyi ki bir karar almışım ben: Sezgimlerimi dinleyerek, daha eğitimli, daha huzurlu, daha olduğum gibi görünme ve daha daha bir kendime güvenli olmuşum. Hayat ben sana sayısızca kez teşekkürler ediyorum, iyi ki gafleti üzerimden aldın....


Kıymetli insan, dünyanın neresinde olursan ol, bana ulaşman elbette mümkün, sen yeter ki iste! Bu tamamen senin zihinsel tasavvur gücüne bağlı: Zaten ancak zihnimiz de resimleştirebildiğimize kavuşuruz biz, bu bir doğa kanunudur: Böylelikle çekim yasasına hoş geldin....

 

 

 

 

Buluşma olanaklarımız:

1. Telekonferans üzeri sen rahatca kendi evinden, ben de muayenehanemdem anlaştığımız kişisel özel seansa buluşuyoruz. Bu hem bir telekonferans türü hemde bir internet seminer (webiner) türüdür. Telekonferans sistemi bir çeşit görüntüsüz telefon aracılığı ile olan bir sohbettir. Sana ulaştırmam gereken evrakları ise internet üzeri sana gönderiyorum. Anlaşmamız sonrası benim sana bildirdiğim bir telefonnumarası sayesinde ''meditasyon odasın'' da sohbetimizi gerçekleştiriyoruz. Sen ise bu durumda ancak Türkiye (ya da yaşadığın ülkenin ücret cetveline göre) şehirler arası iç hatları tarifesi ücreti ödeyerek konferansa katılmış oluyorsun, çünkü o telekonferans şirketi ancak benimle bir anlaşma yapmış oluyor. Senin için tek gerekli olan, ya bir ev hattına ya da bir cep telefonuna sahip olmandır. Detaylı bilgi için lütfen tıkla: Telekonferanslar.

2. Biz grup halinde de sempozyumlara/seminerlere/sohbetlere psikolojik destek ve ya kişisel gelişime buluşuyoruz, hemde herkes evinde oturarak! Telekonferans vasıtasıyla elbette. Bir grup halinde anlaştığımız saatte buluşuyor ve sohbetimizi gerçekleştiriyoruz. Detaylı bilgi için lütfen tıkla: Sempozyum.

3. Bir diğer tanıtımım ise, sana internet üzeri bir ''kişisel gelişim dosyası sunuyorum.'' Bu tür olanak ise bir internet semineridir. Bu dosya özenle hazırlanıp, senin potansiyellerini ön plana daha rahat çıkarabilmen için bir tür sorular, seminer ve tüyolar akışıdır. Burada en önemlisi ise, kişisel gelişim konusunu ve temponu kendin belirliyorsun, dahası ise bunu kendi evinde gerçekleştiriyorsun. Sitemde, ilişikte, sağ yan kutucukta sempozyum konularını da belirttim, onlardan birisini arzuna göre seçerek, dosya için baş vurabilirsin. Daha fazla detay için lütfen tıkla: Online kişisel gelişim dosyası.

4. Eğer bana sormak istediğin içinde herhangi sorular oluştuysa, sitemdeki iletişim formuyla da onları bana yönlendirebilirsin, lütfen buraya tıkla: Iletişim

Ve kendini keşfetme yolculuğuna okuyarak devam etmek istersen eğer, sitem de yaşamış olduğum envaiçeşit hayat tecrübelerimden ve tüyolardan okuman için sana bir demet kişisel gelişim hikayelerimi hazırladım, ilgini çektiyse lütfen tıkla: GÜNLÜĞÜM.


Keşkelerimiz korkularımızın bir ürünüdür.

Ayla Kurt


 

Kişisel gelişmek, içsel huzur ve barış kapısını aralamaktır, bunu başarabilmiş olmak ise, kendimizle yüzleşme cesaretini gösterebilmiş olmamız demektir.

Ayla Kurt


Ne kazandığın başarılarda takılı kal ne de hatalarında ısrar et. Bunların yerine yeniden başla; şimdinin her değerli anında yeniden başla.  

Neale Donald Walsch



Yerinde duran, geriye gidiyor demektir...Ileri, daima ileri!

Mustafa Kemal Atatürk



Sevgili okuyucum, hangi butonla devam etmek istersin?

Sempozyum başvuru tarihleri

Sempozyum başvurusu 

Açık öğretim kişisel gelişim dosyası için başvuru

Daha çok tecrübe okumak istiyorum

İletişim